Günümüzde kamusal alan kavramı kentin dönüştürülmesinin altında yatan ideolojileri meşru kılmak amacıyla kullanılıyor. Yapılış sebepleri “kamu yararına” olarak açıklanan kentsel dönüşümler ise arz edilenin aksine kamuya verdiği zararlarla anılıyor. Dönüştürülen kentin bir aktörü olan insanlar, kesilen ağaçların ve yapılandırılan boş arsaların sonuçlarına katlanmak durumunda bırakılıyor. ‘The Right to the City’ isimli kitabında Harvey’nin “Kentlerimizi ve kendimizi yapma ve yeniden yapma özgürlüğünün en değerli ama aynı zamanda en çok ihmal edilmiş insan haklarından biri olduğunu ileri sürmek isterim.” sözleriyle önemine bir kez daha değindiği kent hakkı, bundan 50 yıl sonra gerçekleşmesi öngörülen kent distopyasında yaşam senaryosunun ana unsuru olarak ele alındı. Kenti şekillendirerek aslında kendimizi şekillendirdiğimiz düşüncesinin ise, yaşamın iyice zorlaştığı gelecek distopyasını kent aktörlerinin razı olan değil söz sahibi olduğu bir senaryoya dönüştüreceği öngörüldü.

 

pafta1

Lapidron tasarlanırken kentsel dönüşümlerin ve kirli havanın arttığı bir gelecek kurgusu dikkate alındı. Yaşamsal sürdürülebilirlik çerçevesinde incelenen bu unsurlar, insan nüfusuyla birlikte yapıların uzunluklarının ve havaya yayılan egzozun arttığı bir gelecekte bireylerin yaşamsal pratiklerini gerçekleştirememesi başlığı altında toplandı. Bu başlık; yetersiz temiz hava sebebiyle açık alanlara çıkan bireylerin azalması, bu durumun biyolojik yaşam döngüsünde yarattığı aksaklıklara ek olarak insanlar arası iletişimi azaltması, kamusal alanların önemini kaybetmesi, nüfusla orantılı olarak yapıların yükselmesi ve sayılarının artması, halkın birleşme alanlarının yok olmaya başlaması ve benzeri diğer alt başlıklarla dallandırıldı. Alt başlıkların yarattığı geleceğe ışık tutması ümit edilen yeni gelecek kurgusuna ise, günümüzde var olan Panetti isimli bir hava yalıtım malzemesinin fiziksel özellikleri ve kimyasal yapısının incelenmesi sonucu ulaşıldı. Bu yolla, senaryoda yer alan bilim adamları tarafından artan kirli havayı gözenekli geçirgen yapısına alan yeni bir malzeme üretildi.

Lapidron adı verilen bu malzemenin çapraz bağlı hücreleri, günümüzde var olan malzemenin üretim aşamasındaki patlama benzeri bir reaksiyonla çevredeki kirli havayı içine almaktaydı. Kalıcı olacağı var sayılan kirliliği geçici kılan bu malzeme, havayı minik kapsüllerinde absorbe ederek metropolleşen kentin sonucu olarak oluşan zararlı gazlardan kent aktörlerini korumaktaydı. Kapsüllerine aldığı kirli havanın yarattığı basınçla hacmi artan Lapidronların, nüfus artışı ve rantsal yapılaşmalar sonucunda oranı kontrolsüzce artan çevresel kirlilikle ilgili olarak bireylerde bilinç uyandırmakta özelliği de taşımaktaydı.

pafta2

 

Bireylerin figuranlıktan çıkarak ana aktörleri olduğu bir kent düşüncesinden yola çıkarak, kurgulanan mekanda ortak alanların şekillendirilmesi bu alanları kullanan kişilere bırakıldı. El reseptörlerini algılayarak şekillendirilen Lapidronlar ile bireyler mekan yaratımında söz sahibi olmaktaydı. Kent boşluklarının hızla azaldığı gelecek distopyasında, kamusal alanların yükselmesi fikri strüktürel çerçevede çözüldü. Bu yolla kamusal mekanın ana malzemesi olarak kullanılan Lapidronlar, hava basıncının varlığını kanıtlamakta kullanılan on iki yüzlü birimlerden oluşmaktaydı. Yan yana getirildiklerinde hava sızdırmayacak biçimde tasarlanan birimlerin, bitiştirildikten sonra arada kalan musluk aracılığıyla havalarının boşaltılıp musluğun kapatılması prensibine dayanmaktaydı. Havanın sıkıştırılmasıyla birbirinden ayrılması imkansız hale getirilen bu birimler, distopyadaki uzun binalar arasinda yükselen kamusal alanların ana strüktürünü oluşturmaktaydı.

  Kamusal alanların yükselmesi ve bu alanların insanlarca şekillenebilmesi fikrinden doğan Lapidron projesinin, kimi bireylerin değil insanların merkezde olduğu kentsel düzen için bir umut kaynağı olması dileğiyle…

Collaborators:Ekin Sıla Şahin

Advertisements