• Başarının gerçek anahtarı, sürdürülebilirlik ve büyümedir. Çeyrek yıllık hedeflerinizi karşılıyor olabilirsiniz, ama asıl mesele şudur: O başarıyı bir, beş, on yıl sonrasında sürdürmek ve artırmak için gereken yatırımı yapıyor musunuz?

  • Bir çiftlikte tüm işleri son dakikaya sıkıştırmanın, yani baharda tohum ekmeyi unutup bütün yaz eğlendikten sonra hasat alabilmek için sonbaharda telaşla çalışmanın ne kadar gülünç bir şey olacağını düşündünüz mü? Çiftlik doğal bir sistemdir. Bedelin ödenmesi ve sürecin izlenmesi gerekir. Her zaman ektiğinizi biçersiniz; bunun kestirme yolu yoktur.

  • Paradigma Değişimi terimini ilk kez Thomas Khun, son derece etkili olan ve bir tür dönüm noktası sayılan Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı yapıtında kullanmıştı. Kuhn, bilimsel alanda neredeyse her önemli atılımın, ilk önce gelenekler, eski düşünce biçimleri, eski paradigmalarla bağların koparılması anlamına geldiğini gösteriyor.

  • Albert Einstein’ın dediği gibi, “Karşılaştığımız önemli sorunlar, onları yarattığımız sırada sahip olduğumuz düşünce düzeyiyle çözülemez.

  • Araştırma yapmaktan vazgeçmemeliyiz; bütün araştırmalarımızın sonucu, başladığımız yere varmak ve bu yeri ilk kez tanımak olacaktır.

  • Bilgi kuramsal bir paradigmadır; yani yapılması gereken şey ve nedeni. Beceri nasıl yapılacağıdır. Arzu ise motivasyondur; yani yapma isteği. Bir şeyi yaşantımızda alışkanlık haline getirmek istiyorsak, üçüne de sahip olmamız gerekir.

  • Thomas Paine’in dediği gibi: “Kolayca elde ettiğimiz şeyleri küçümseriz. Bir şeyi değerli kılan, zor elde edilir olmasıdır.Nimetlerine nasıl paha biçeceğini Tanrı bilir.”

  • Pek çok kişi bir şeyler olmasını ya da birisinin kendileriyle ilgilenmesini bekler. Ama sonuçta iyi işe girenler, sorun yaratan değil, sorunlara çözüm getiren, gerekeni yapmak için insiyatif alan, işini yaparken doğru ilkelere uyan kişilerdir.

  • Etkinlik tuzağına düşmek, yaşamın hareketliliğine kapılmak, başarı merdivenini tırmanmak için çaba üstüne çaba harcayıp sonunda merdivenin yanlış duvara dayalı olduğunu anlamak inanılmayacak kadar kolaydır. İnsan çok çalışabilir, didinip durabilir, ama pek etkili olmayabilir.

  • Peter Drucker ve Warren Bennis’in deyişiyle: “Yöneticilik, işleri doğru yapmaktır. Liderlik ise doğru olanı yapmaktır.” Yöneticilik, başarı merdivenini tırmanma becerisidir; liderlik ise merdivenin doğru duvara dayalı olup olmadığını belirler.

  • Gerçek başarının insanın kendisine karşı kazandığı başarı olduğunu orada anlamış. İşin sırrının bir şeylere sahip olmak değil, kendine hakim olmak, kendine karşı zafer kazanmak olduğunu da.

  • Frankl’in “logoterapi” felsefesinin özü; zihinsel ya da duygusal diye tanımlanan hastalıkların çoğu, aslında bastırılmış bir anlamsızlık ya da boşluğun belirtisidir. Logoterapi, kişinin kendi benzersiz anlamını, hayattaki misyonunu öğrenmesini sağlayarak bu boşluğu ortadan kaldırır.

  • Çekiç kullanmayı iyi bilen biri, her şeyin bir çivi olduğunu düşünme eğilimindedir. (Abraham Maslow)

  • Hayal gücü, maddi kazanca ya da “bundan benim çıkarım ne” gibi sorulara odaklanıldığında ortaya çıkan geçici başarıya ulaşmak için de kullanılabilir. Ama bence hayal gücünün daha üstün kullanımı, kendini aşıp biricik amaca ve karşılıklı bağlılık taşıyan gerçekliğe hükmeden ilkelere dayalı, katkı dolu bir yaşam yaratmak için vicdanın kullanılmasıyla uyumludur.

  • Yazmak bilinçle bilinçaltının birleşip bütünleşmesine yardımcı olan bir tür ruhsal-sinirsel kas etkinliğidir. Yazmak düşünceyi damıtır, berraklaştırır ve netleştirir. Bütünün parçalara ayrılmasını sağlar.

  • Katılım olmadıkça bağlılıkta olmaz.

  • Kendi proaktif doğanızı fark edip geliştirmedikçe ilke merkezli olamazsınız. Önce paradigmalarınızı fark etmedikçe ve onları nasıl değiştirip ilkelere uyumlu hale getireceğinizi öğrenmedikçe, ilke merkezli olamazsınız. Yalnızca sizin yapabileceğiniz benzersiz katkıya dair bir vizyonunuz olmadıkça ve onu odak noktasına yerleştiremedikçe, ilke merkezli olamazsınız.

  • Önem sonuçla ilgilidir. Bir şey önemliyse, görevinize, değerlerinize, öncelikli hedeflerinize katkıda bulunur.

  • Etkili kişilerin zihinleri sorunlara değil, fırsatlara açıktır. Onlar fırsatları besleyip sorunları kuruturlar. Önlemleri önceden düşünürler.

  • Sonuçların yüzde 80’i, etkinliklerin yüzde 20’sinden doğar. Bu, zaman yönetimi dilinde “Parato İlkesi” diye bilinir.

  • Mimarlıkla ilgili bir özdeyişe göre, biçim işlevden sonra gelir. Aynı şekilde, yönetimde liderlikten sonra gelir. Zamanınızı harcama biçiminiz, zamanınızı ve önceliklerinizi görme biçiminizin bir sonucudur. Öncelikleriniz bir ilke merkezinden ve kişisel bir misyondan kaynaklanıyorsa, zihninizde ve yüreğinizde iyice yer etmişse II. Kare’yi zamanınızı harcamak için doğal ve heyacan verici bir yer olarak görürsünüz.

  • Üretiminizi artırmakla, üretme yeteneğinizi artırmak arasındaki dengenin (Ü/ÜY) sürdürülmesi gerekir.

  • Pek çok insan bir alandaki başarının, yaşamın diğer alanlardaki başarısızlığı telafi edeceğini düşünür. Ama bunu gerçekten yapabilir mi? Belki bazı alanlarda kısıtlı bir süre yapılabilir. Ancak mesleğinizdeki başarınız sona eren bir evliliği, bozulmuş bir sağlığı ya da karakter zayıflığını giderebilir mi? Gerçekten etkli olmak için denge gereklidir, gereciniz de bunu yaratmanıza ve sürdürmenize yardım etmelidir.

  • İşin anahtarı, programınızdaki işleri önceliklerine göre sıralamak değil, öncelikli işlerinizi programlamaktır.

  • Güven insan motivasyonunun en yüksek şeklidir. İnsanların en iyi yanlarını ortaya çıkarır. Ama zaman ve sabır ister. Yeteneklerinin o güven düzeyine çıkabilmesi için insanların eğitilip geliştirilmesi gereğini de ortadan kaldırmaz.

  • Etkili yetkilendirme, belki de etkili yöneticiliğin en iyi göstergesidir; çünkü hem kişisel hem de kurumsal gelişimin temelini oluşturur.

Advertisements